Bilsem…

Kimi – neyi bekliyorum?
Gelse geldiğini, gelmezse gelmediğini nasıl anlarım?
Bekler miyim gelmezse?
Yoksa çeker gider miyim?
Nereye giderim?
Ya nereye götürürüm gelirse?
Bilsem…

Yolcu ben miyim ki?
Nereye?
Nereden nereye?
Ya neden?
Ne zaman?
Geldim mi?
Gidecek miyim?
Bilsem…

Martılar, ya martılar nerede?
Martısız deniz….
Bu gerçek değilse gerçekliğim nerede?

Zaman

Geçen zamanı söyleyen çok, kalan zamanı bilen gelsin.

Ahlak!

Fırsat yokken, takva.

Fırsat varken, fetva.

Kimse yokken, HAYDA!

İnsanın dengesizi


İnsanın dengesizi gibi gelir bana sarıca arı. Kendini korursun, ona da kıyamazsın ama hürmet de etmezsin bal arısı gibi. Batmış ama farkında değil hala… Ya bırakacaksın; artık bataklık olmuş balında ölüp gitsin. Ya kurtaracaksın; hem kendini hem çevreni gözetip ısırtmadan. Sadakadan sayıp kurtarmalı ki Allah insanın dengesizinden saklasın..

Gölgeme

Işık, seni benden uzaklara atsa da, yine ayağımın altına getirecek seni ışık. Zifiride ben, sen olsam da, fecrde ayıracak bizi ışık.

Karakoç’a Nazire

“Dar zamanda düşmanların altına
At olanlar safımıza gelmesin”
Demiş ya rahmetli şair, az…

Dar zamanda düşmanların avında
İt olanlar safımıza gelmesin.

Ya da

Dar zamanda mazlumların boynuna
İp olanlar safımıza gelmesin.

Derdi….

Terk edilen

image

Tohumunu toprağa salan insandı.

Onun da ayakları toprağa basardı.

Can suyunu veren yok şimdi. Şimdi o da toprakta ya da bir apartmanda. 

Senden önce bu kökten gülen gülü, işten dönmesini beklerken diğer yarısının, okşar koklardı O. 

Senden önceki güllerin, çocukları vardı bahçesinde oynayan, sevgilileri…

Nasıl diyeyim ki terk ettiklerini seni, bir apartmanda yaşamaya…

Zaman’ı İdrak – 3

image

Kaybolan zaman mı insanda, insan mı zamanda?
Zamanın geçip gittiğini anlamam için boyumca kum saatine gerek yokmuş aslında. Bugün, çöpe atarken anladım, her sabah kullandığım 30 tablet ilacın boşalan kutusunu… Otuz günü daha bırakmışım toprağa. 30 tabletlik bir kutu daha var dolapta, biter mi bilmiyorum ama.
Objektife havada poz veren şu ilacın düştüğünü görüyorum. Fotoğrafta bile durmuyor zaman benim için…
Kulaklarımda mı aklımda mı anlamadığım, eski bir radyo programından kalan sesler:
“Işık hâlâ doğudan yükseliyor…
Hâlâ kovalıyor gece gündüzü, gündüz geceyi…
Gökyüzü hâlâ kuş, su, balık, toprak, insan kokuyor…
Eskiyenler de var, hâlâ eskimeyenler de…
Zaman, hükmünü icrâ adiyor,
Gelenler gidiyor…
Dünya, hâlâ dönüyor,
İnsan hâlâ insan
Unutuyor!…
Değişen ne?..”

Bayramlar

image

Bayramlara dar gelen büyüklükten sıyrılıp,
Geçmeli bir patikadan çocukluk bahçesine.
O eski bayramları tekrar tekrar yaşayıp,
Dönsün hep insanlar çocuk olup evine. (mustafa)